Tasavvuf’ta Fenafirresul Makamı

Müridin Hay esmasında başlayıp, Hakk esmasına kadar devam eden ‘Fenafişşeyh’ hali, bu makamın sonunda, Peygamber (sav) Efendimize dönmeye başlar. Nereye bakarsa Rasulullah (sav) Efendimizi görür. Rasulullah (sav)’in cemaliyle, kemaliyle, nuruyla beraber olur. Kâinatta ne varsa, Rasulullah (sav) Efendimizin nurundan halk olunduğunu görür. Yanılacağı zaman hemen karşısına çıkıverir. Buna da ‘Fenafirresul’ denir. Üstadı “Gayyum” esmasını verir.
Fenafirresul makamı, Âlemlerin Efendisine duyulan aşk, şevk, sevgi ve muhabbetin zirve noktasıdır. Salik, bu makamda O’na ümmet olmanın verdiği gönül zenginliği ile dolup taşar. Bütün sevgileri, tutkuları artık bu sevginin içerisinde erir, kaybolur. Zira her ne yapsa, ancak O’nun izin ve müsaadesi ile yapar. Pek çok zât demişlerdir ki:

“Eğer Allah’ın Resulünü bir an gözümüzün önünden kaybedecek olsak, kendimizi küfre düşmüş sayarız!”

Bu hal, makamlarda zirveye ulaşmış zâtlara mahsus bir haldir. Nitekim İmam Şarani Hazretleri; bu makamda bulunan bir veli zâtın, Rasulullah (sav)’in ayağını önünde görmeden adım atmasının caiz olmadığını belirtir.
Bugün Rasulullah (sav) Efendimizi idrakten aciz kalan sinek tabiatlı kimselerin, O’nun eşsiz sünnetlerini hafife almalarındaki seviyesizlikleri, bize şunu anlatır: Eğer onlar sufilerin bu güzel metodu ile yetişmiş olsalardı, O’nun örnek ahlakından nasip alırlardı. Kalben şuhuda erip, Allah’ın Rasulünü görme derecesini elde edip, her nerede bir boşluk bıraksalar, Âlemlerin Efendisinin tatlı ikazı ile karşılaşırlar ve gaflete düşmezler. Ama bu sistemi benimsemedikleri için, Allah’ın Rasulünü görme nimetinden mahrum kalmaktadırlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir