Rabıta Ne demektir?

Rabıtanın kelime anlamı alaka kurmak demektir. Istılahi anlamı ise; gönlü, Allah ve Rasûlü (s.a.v.)’ne teslim edecek olan Mürşid-i Kâmil’in kalbinin altına koyup, nurun doğduğu iki kaşı arasına gözleri dikmektir.

Bütün tefsircilere göre:

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 “Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleyin, Allah’dan gereğince korkun ki kurtuluşa eresiniz.” (Al-i İmran: 200) ayetinde belirtilen “râbitû”, rabıta edin, nöbet tutun kelimesi, memlekete düşmanın girmemesi için sınır boylarında karakol bekleme anlamına geldiği gibi, içte de nefis ve şeytan’ın hilesine karşı, mürşid-i kamile yapılacak rabıtayla, Mevlâ’nın hıfz ü himayesine, korumasına girmektir.

Esad-ı Erbili (k.s.): “İki kesek bir taşa bela.” buyurur. Nefis ve şeytanı, çamurun kurumuş hâli olan keseğe, taşı da akla benzetir. Akıl bazan unutabilir, yanılır, gaflete düşer ama mürşid-i kâmilin ruhaniyeti, “Gözüm uyur fakat kalbim uyumaz.” hadisi gereğince, her an uyanık olacağı için, sığınıldığında biiznillah-i Teâlâ imdada koşar.

Mevlana (k.s.): “Bir çoban, elinde sopasıyla, kuzuyu kapacak olan kurtla, ejderhayı uzaklaştırır.”  misaliyle bize şu dersi verir:

 Kurt şeytan, ejderha nefis, çoban da akıldır. İmanın temsil ettiği kuzuyu yemek için, kurtla ejderha fırsat kollar. Kurt ve ejderha, elinde sopasıyla bekleyen çobandan ve onun asasından korkarak yaklaşamazlar. Akla benzetilen çoban, gaflete düşebilir. Mürşid-i Kamil ise Allah’ın izni ile, rûhaniyetiyle evladını, her an hazır asker gibi bekler. Hâce Ubeydullah Ahrar (k.s.),mürşid-i kâmille, cismen birlikte bulunulamazsa, rûhen ve kalben ruhaniyetiyle beraber bulunulmasının gerekliliğini şu ayet-i celileyle izah eder.

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ

“Ey iman edenler! Allah’dan korkun (razı olmayacağı şeyleri yapmaktan sakınınız, razı olacağı amellere sarılınız) ve doğrularla (imanlarında, ahitlerinde, niyetinde, sözünde, fiilinde ve her hususta düzgün olan kimselerle) beraber olun.” (Tevbe: 119)

 

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسٖيلَةَ

وَجَاهِدُوا فٖى سَبٖيلِهٖ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

           “Ey inananlar! Allah’dan korkun, O’na yaklaşmaya yol arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide: 35) ayetinde belirtilen vesilelerin en büyüğünden biri de rabıtadır.

Habibullah (s.a.v.), Allah’ın nurundan halk olunduğu için, O’nun yoluna davet eder insanları. Kamil mü’minler de Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in nurundan halk olunduklarından, Efendimiz (s.a.v.)’in ve Cenab-ı Hakk’ın muhabbetine eriştirmek için tâbilerine rabıtayı tavsiye ederler

 “Onlar öyle topluluktur ki, onlarla oturan şaki olmaz (Rahmetten mahrum kalmaz).” (Buhari, Daavat)

 “İnsanların bazıları zikrullahın anahtarıdır. Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatır.” (Suyûti, el-Camiu’s-Sağir, I, 377)

 “Kişi sevdikleriyle beraberdir.” (Buhari, Müslim)

“Mü’min mü’minin aynasıdır.” (Ebu Davud, Edeb) “Kişi dostunun dini üzeredir (huyu üzeredir).

O halde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizi, Zühd, 45)

Hadis-i şerif’leri ve daha sayamayacağımız kadar çok ayet ve hadisler rabıtanın meşruluğunu ve ehemmiyetini bildirir.

 

قُلْ هٰـذِهٖ سَبٖيلٖى اَدْعُوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصٖيرَةٍ

 اَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنٖى وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَا اَنَا مِنَ الْمُشْرِكٖينَ

“De ki, işte benim yolum, (iman ve ihlas)’dır; basiret üzere (ihlas ve samimiyetle, Allah’ın rızasını gözeterek) Allah’a davet ediyorum. Ben ve bana tabi olanlar beraberiz.” (Yusuf: 108) emr-i celilesine mazhariyetle, rabıta-i mürşid vasıtasıyla kulları Hakk’a davet eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir