Nefy ve isbat ne demektir?

Genel olarak “mahv ve isbât” olarak da kullanılır. O takdirde anlamı bir şeyin izi kalmayacak derecede ortadan kalkması, sonra yeniden var olması, demektir. Allah’ın yüksek derecedeki kullarını kendi katına çekip onların nefslerini nefy ve mahv (yok) etmesi ve onları kendi katında var etmesi (isbât)’dir.

Özel olarak Nakşbendiyye tarikatında “tevhid zikri”ne verilen addır. Tevhid zikrinin “la ilahe” kısmı nefy, “illallah” kısmı ise isbâttır. Nefy ve isbât zikri letâifin çalışmaya başlayarak sadrın genişlemesinden sonra telkin edilen zikir şeklidir. Dil damağa yapıştırılıp nefes tutularak yapılan bu zikir şeklinde sâlik, “la ilahe” nefy kısmında gözünden bütün fânî varlıkların silindiğini düşünür ve gönlünde sadece Allah sevgi ve zikrinin kalması için “illallah” isbâtı ile darb edasıyla kalb bölgesine doğru yoğunlaşır. Zikrin yapılış tarzını şeyh ve halîfeleri tarif ederler. Bu zikrin insanda meydana getireceği teksif ve gönülden çıkaracağı mâsivâ duygusudur.

Mahv, silmek ve yok etmektir. İsbat ise var olmak, ortaya koymaktır. Birşeyin izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması mahvdir. Hakk Teâlâ manevî dereceleri yüksek olan kullarını kendine çeker ve nefslerini yok ederek onları kendi katında kılar.

Sâlikin alışkanlıklarından gelen kötü özellik ve sıfatlarını izale etmesi mahv, onun yerine ibadet ve tâatı ikâme etmesi isbattır. Kötü davranışlarını izaleyle yerine iyilerini koyan, mahv ve isbatı gerçekleştirmiş olur. Mahv, kulun fiillerinin Hakk’m fiillerinde fânî olmasıdır.

İsbat, vuslat hallerini gerçekleştirmektir. Kur’an’daki “Allah dilediğini mahv, dilediğini isbat eder.” (Ra’d, 13/39) âyeti mahv ve isbatm mesnedi sayılmıştır.
Mahv, kalpten zellenin, gönülden gafletin ve mâsivâ ile ilginin mahvıyla; isbat da gönülde Hakk’ın ikamesiyle kemale erer.

Mahv, nefse ait sıfatların imhâ ve izâle edümesi, isbât nefsler üzerine muhabbet eseri olan kâselerin dökülerek nefsleri etkisi altına almasıdır. Mahv; nefse ve nefsin kaynağına fenâ nazarı ile bakarak amellerin kalıp ve şekillerini imhâ etmek, isbât ise; Hakk’m o kimse için bahşettiği vücûd ve amellerin resimle¬rini isbât etmektir. Bu durum, kulun kendi gayreti ile değil, Hakk’m irâdesi ile meydana gelir. Allah, onun nefsânî vasıflarım imhâ ettikten sonra, yine bizzat kendisini isbat etmesi ile. isbât hâsıl olur.

Ibn Atâullah; «Allah kulların nefsânî ve beşeri sıfatlarım imhâ, esrârını da isbât eder.» demiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir