Nefsin Merhaleleri

Nefsin birçok anlamı vardır. Nefis, “insanın zatı” anlamına gelir. Ayrıca, emir âleminden olup yeri iki kaşın arası olan ve diğer latifelerle birlikte üzerinde zikir çekilen manevi sıfata da “nefis” denir. İnsandaki bu nefsin, varlık olarak bir tane olmakla birlikte sıfatları itibariyle birçok ismi vardır, demiştik. Nefsin bu sıfatları ve aldıkları isimleri şunlardır:

Nefs-i Emmare

Devamlı kötü işleri emreden nefis demektir. Bu nefsin sıfatı, hep kötü işleri istemektir. Kötü işleri güzel görür, kalbi devamlı o tarafa çeker. Kur’ân-ı Kerîm’de,

وَمَا اُبَرِّئُ نَفْسٖى اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ
اِلَّا مَا رَحِمَ رَبّٖى اِنَّ رَبّٖى غَفُورٌ رَحٖيمٌ

 

“Hiç şüphesiz nefis devamlı kötülüğü emreder. Rabbim’in acıyıp korudukları müstesna” (Yusuf 12/53)

âyeti, bu sıfattaki nefsi bize tanıtmaktadır. Kâfirlerin, münafıkların ve devamlı günaha dalan kimselerin nefsi bu sıfattadır. Bunun tedavisi, samimi tövbe ve terbiyedir.

Nefs-i Levvâme

Kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefis demektir. Tövbe etmekle, manevi terbiye yoluna girmekle bir derece gafletten uyanan nefis, bu merhalede kendi işlediği kötülükleri önce zevk alıp yapsa da peşinden hemen pişman olur, kendisini kınar, yapmamak için karar verir. Ancak günah önüne gelince yine duramaz, yine içine düşer. Sonra yine pişman olur. İyilik ile kötülükler arasında gider gelir.
Eğer nefis, İlâhî rahmet ve manevi bir feyiz ile desteklenirse, bu halden kurtulur. Kur’ân-ı Kerîm’de,
“Kıyamet gününe ve devamlı kendini kınayan nefse yemin ederim ki…” (Kıyâme 75/1-2)
âyeti, bu sıfattaki nefse işaret etmektedir.
Nefs-i emmâreyi bir aslana benzetirsek, levvâme olan nefis de terbiye edilmiş olan ve sirkte oynatılan aslan gibidir. Unutmamak lazımdır ki, aslan yine aslandır. Sirkte de olsa bir fırsatını bulsa hemen saldırır. Nefis, levvâme de olsa bile yine nefistir. Fırsatını bulsa hemen günah işler. Bu nefsin, sıfat itibariyle geriye yani aslî haline dönmesi demek olur.

Nefs-i Mülhime

İlham, feyiz ve keşfe ulaşan, hayırda imana yoldaş olan nefis demektir. Nefis tövbe ile günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulup itaate yönelirse, ilham ve feyiz almaya başlar, kabiliyet kazanmaya yönelir. Artık haramdan kaçar, hayırlara koşar. İbadet ve zikirden lezzet alır. Kalbinde İlâhî aşk ateşi parlamaya başlar. Bu nur ile İyi ve kötüyü seçer. Ancak şeytan kalbine girmek için yol aramaktadır. Onun peşini bırakmaz. Günah ile kandıramazsa, ibadetler içinde gafletle kandırmaya çalışır. Kendini beğendirir, insanları küçük ve değersiz göstermeye başlar. İçine azaptan kurtulma, güven hissi verir. Kişiyi Hak Teâlâ’dan uzaklaştırmak için uğraşır. Bu mertebedeki hak yolcusuna kâmil bir mürşid nezaret ve yardım ederse, bu nefis sahibi manevi tehlikelerden kurtulur. Yoksa nefsin ve şeytanın gizli yollarıyla, daha tehlikeli hallere düşme ihtimali mevcuttur.

Nefs-i Mutmainne

Huzur bulmuş, sakin olmuş, rahatlamış, ıstırabı dinmiş, şek ve şüphesi gitmiş olan nefis demektir. Bu mertebe, yüce Allah’a dostluk yani velâyet mertebesidir. Bu merhalede nefis, kalpteki imanla bütün İlâhî emirlere aşkla ve şevkle tâbi olur. İbadet ve amellerde hiçbir şüphe belirtisi olmaz. Kalpte ıstıraplardan iz kalmaz. Kişi manevi tecellilere ulaşır, feyizlenir. Artık her işte yüce Allah’ın rızasını hedefe alır. Rabbü’l- âlemin’e tam teslim olur. İtaati inişli çıkışlı olmaz. İstikamet ehli demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de :
“Ey mutmain olmuş (Allah ile huzur ve sükûna ulaşmış) nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabb’ine dön. Gir (salih) kullan-mın arasına; gir cennetime” (Fecr 89/27-30)
Ayetiyle anlatılan nefis, Allah Teâlâ’nın aşkı ve zikri ile mutmain olmuş efistir.

Nefs-i Râzıye

Allah’tan razı olan, O’ndan gayri her şeyi gözünden silip atan ve sadece Rabb’ine iltica etmiş bulunan nefis demektir. Bu sıfata ulaşan nefis, kendi iradesini yüce Allah’ın iradesine teslim eder. Artık, sadece O’nun için sever, sırf O’nun için kızar; O’nun için yaşar. Acı tatlı her şeyde İlâhî rızayı arar. O, bu haliyle herkese rahmet olur, kimseye sıkıntı vermez. Bütün insanlara şefkat gözüyle bakar.

Nefs-i Marziyye

Yüce Allah’ın kendisinden razı olduğu nefistir. Bu nefis sahibi öyle terbiye olmuştur ki, ne yapsa yüce Allah’ın rızasına uygun olur. Her daim ilâhî aşk denizinde yüzer. Her şeyi ile âleme rahmet olur. Ona keşif ve keramet olarak ne verilse, o Allah rızasından başka bir şeye iltifat etmez. Bu makam büyük velilerin, âriflerin, kâmil insanların ma¬kamıdır.

Nefs-i Sâfiye (Kamile)

Kâmil, olgun, tertemiz, safi nefis demektir. Bu makamdaki nefis sahipleri, Allah Teâlâ’nın en seçkin ve en has kullarıdır. Onlar, İlâhî aşkı ve edebi en üst düzeyde temsil eden kutub insanlardır. Onlar, Allah’ın yeryüzündeki delili ve gerçek peygamber vârisidirler. Halkı irşad ile görevlidirler. Bütün güzel ahlâkları bünyelerinde toplamışlardır. Gavs, kutub diye anılan zatlar bu makamdadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir