Tasavvuf’ta Murâkabe

Lügat anlamı itibariyle denetlemek, kontrol etmek bir şeyi devamlı olarak düşünmek, gözetlemek mânâlarına gelen bu kavram, Kur’an’da değişik biçimlerde geçer:“ Allah Teâlâ herşeyi görüp gözetir.”  (Ahzap/33/52)                “Muhakkak ki Allah, sizin üzerinizde murakıbtır. (sizi kontrol edendir)” (Nisa/1)

Bir tasavvuf kavramı olarak murâkabe, kulun gönlüne ve iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerine Allah Teâlâ’nın muttalî olduğunu bilmesi ve bu sebeple kalbini zikr-i İlâhîden alıkoyacak kötü düşüncelerden arıtmasıdır.

Cibril hadisinde “İhsan” olarak ifâde edilen: “Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmek, ya da Allah’ın bizi gördüğü duygusuyla ibadet” anlayışı, murâkabe kavramına işâret sayılmıştır.

Kul, kendi yönünden murâkabede, her nefes alış verişte, her fiil ve davranışta kalbini denetleyerek Allah’ın rızasını kazanmaya ve gönlünü nazargâh-ı İlâhî hâline getirmeye çalışır. Bu yüzden murâkabesini Hakk’a yöneltir. Allah Teâlâ yönünden murâkabede ise kul, her düşünce, hareket, her söz ve davranışı sırasında Hakk’ın Gözetiminde olduğunu hissetmekte ve O’nun denetiminden aslâ uzakta kalamayacağını kavramış bulunmaktadır.

Kalbin murâkabe ile kontrol altına alınması, onun olum¬suz düşüncelerle olan alâkasını ve kötülüklerle olan bağlantısını keser. Kur’an’daki: “Her nefsin kazandığını görüp gözetene ortak koşulur mu?” (Ra’d, 13/22) âyet-i kerimesi bu tür murâkabenin sağlayacağı faydaya işâret etmektedir.

Büyük mutasavvıflardan Ebu’l-Abbâs Câfer, murâkabeyi bu anlamıyla ele alarak: “Hak Teâlâ’nın sana nazar etmekte olduğunu düşünerek kalbine gelen her tür düşünceden korunmaktır.” şeklinde tanımlar.

Murâkabe konusunda söz söyleyen ilk mutasavvıflardan biri de Ebû Muhammed Cerîrî’dir. Tasavvufu iki temel üzerine binâ edilmiş olarak gören bu sufi, bu iki temelden birinin murâkabe olduğunu anlatarak şöyle konuşur.
“Tasavvufun iki temelinden biri murâkabedir. Diğeri de şerîatı ikamedir. Nefs, Allah’ı murâkabe sâyesinde korunur, şerîatı ikame sâyesinde de zâhir ve bâtın mâmûr olur.”
Murâkabe bir bakıma kalbî ve zihnî teksiftir. Gönüldeki kalpteki düşüncenin “Allah” zikri ve fikri etrafında yoğunlaştırılmasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir