Mehmet Zahit Kotku (k.s)

İlmiyle yaşadığı ana ve yıllar sonrasına ışık tutan bir alim Mehmet Zahit Kotku… 3 yaşında annesini kaybeden, birçok imtihana göğüs geren Mehmet Hoca’nın hayatı bir cuma namazını Ayasofya Cami’de kıldıktan sonra değişti. Gümüşhânevî Dergahı’na düşen yolu, vefatına kadar derslere devam ettiği İskenderpaşa’ya vardı. Mütevazı anlamına gelen soy ismi, bir ömrün özeti gibiydi.

Türkiye’nin en büyük alimlerinden Mehmet Zahit Kotku… Kadim kent Bursa’da doğan Mehmet Zahit Hoca, henüz 3 yaşındayken annesizlikle tanıştı. Kendisine “Oğlum Mehemmed” diye seslenen babası İbrahim Efendi ile yaşamına devam eden Mehmet Zahit Kotku, 32 yaşında babasını da toprağa verdi.

Ailesi ‘mütevazı’ anlamına gelen soy adını seçti: Kotku. Soyadı, Mehmet Zahit Hoca’nın, hayatını tek kelimeyle özetledi.

6 yıl askerlik: Açlık, hastalık, yokluk

Dünya Savaşı başladığında henüz 17 yaşında taze bir delikanlı olan ve Bursa Sanat Mektebi’nde öğrenimini sürdüren Mehmet Zahit Hoca, eğitimini yarıda bırakarak askere gitti. 6 sene askerlik yapan ve düşmanla göğüs göğüse çarpışan Mehmet Zahit Efendi, savaş boyunca birçok imtihanla muhatap oldu. Hastalıklar, ölümler, yokluklar karşısında duruşuyla her zaman bir ’emsal’ olan Mehmet Zahit Hoca, şimdiki gençlerin henüz kendini bilmediği yaşlarda birçok zorluğa tahammül etti.

Yıllarca süren askerliği boyunca gün gün her şeyi not eden Mehmet Zahit Kotku Hazretleri, askerliğinin son zamanlığını yaptığı İstanbul’da derslere, sohbetlere devam etti.

“Görmez misin ki, yağmur ne kadar çok yağarsa yağsın, tânecikleri hemen birleşir, toplanırlar. Derken dereler, nehirler meydana gelir. Netîcede bunlar barajları doldurur. Enerji santrallerini işletir, arâziyi sular, şehirlerin elektriğini temin ederler. Bu nîmet sâyesinde insanlar rahata kavuşur, işleri kolaylaşır. Bu ne büyük bahtiyarlıktır. Bundan ibret almalı, birlik ve berâberliğimizi temine çalışmalıyız. Tek tek hareket edersek, hepimiz helâk oluruz. Ne kadar dindâr olursan ol, birlik ve berâberliği her işin üstünde tutmadıkça, herkes kendi başına buyruk hareket ettikçe bir yere varılmaz.”

Bir cuma namazı sonrası…

Bir cuma namazını Ayasofya Cami’nde kıldıktan sonra, Vilâyet karşısındaki Fatma Sultan Cami yanında bulunan Gümüşhanevî Dergâhına gitti. Dağıstanlı Şeyh Ömer Ziyâüddîn Efendiye intisâb edip, talebe oldu. Onun sohbet ve derslerinde bulunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Ömer Ziyâüddîn Efendinin vefatı üzerine, yerine geçen Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendinin sohbetlerine devam etti. Tasavvuf yolundaki vazifesini tamamlayıp, icazet, diploma aldı. Bu arada Bâyezîd, Fâtih ve Ayasofya Cami ve medreselerindeki derslere devam etti. Bu sırada hafızlığını tamamladı.Ayrıca Hacı Hasîb Efendiden kıraat ilmi ve fıkıh icazeti aldı. Hocasının işareti üzerine çeşitli kasaba ve köylere giderek İmam-Hatiplik yaptı ve insanlara “doğruyu” bir ömür nakşetti.
27 yaşında hilafetnameyi almış, icazet aldığı kitapların derslerini Beyazıd, Fatih ve Ayasofya gibi camilerde sürdürmüştü.
İskenderpaşa’da göreve başladı
1925 yılında Tekkelerin kapatılması üzerine Bursa’ya dönüp evlenen Mehmet Zahit Kotku Hoca, 4 yıl sonra babasının vefatı üzerine önce köyde sonra şehirde 1952 yılına kadar imamlık yaptı.
Sevenlerinin ısrarı üzerine İstanbul’a geri geldi. 1958’de İskenderpaşa Camii’ne tayin oldu ve vefat ettiği 1980 yılına kadar burada vazifesine devam etti. Mahmud Efendi’nin kıldırdığı cenazesi o zamana kadar İstanbul’un nadir gördüğü kalabalıklardan birine şahitlik ederek Süleymaniye Camii’ne defnedildi.

Mehmet Zahit Kotku’nun cenazesinde binlerce insan katıldı ve dönemin en kalabalık cenazesine şahit olundu.
Vefat ettiği gün Mehmet Hoca’nın takvim yaprağında Hz. Mevlana’nın şu sözü vardı:
Arkamdan ağlama, öldüğüm gün tabutum yürüyünce bende bu dünya derdi var sanma.
Talebelerine makam, mevki ve para tutkunu olmanın tehlikelerini anlatan Mehmet Zahit Hoca, Necmettin Erbakan’dan Turgut Özal’a, Recai Kutan’dan Sabahattin Zaim’e kadar sayılamayacak kadar çok isme yol gösterdi.
Mehmet Zahit Hoca’dan ‘selam’üzerine…
Selâmlaşmanın önemiyle ilgili; “Selâmı yayınız.” hadîs-i şerîfini açıklarken şöyle derdi:
“Selâm sâdece iyi dilek ve temennîlerin sözle ifâde edilmesinden ibâret kuru bir görev değildir. Gerçekte selâm, yolda karşılaştığımız bir kardeşimizin ihtiyâcının var olup olmadığını, varsa bizimle giderilebilecek bir tarafının bulunup bulunmadığını, öğrenip elimizden geleni yaptıktan sonra yola devâm edip gitmektir.”
Fabrika kurulmasına öncülük etti
“Evde elime toplu iğne kutusu aldım, baktım yabancı malı… Daha bir iğne yapamayacak mıyız?” demesi üzerine cemaat harekete geçti ve Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde, sonraları adı Pancar Motor’a dönüşecek olan Gümüş Motor Fabrikası kuruldu. “Gümüş” adı Gümüşhanevi Tekkesi’nden geliyordu.

Eserleri;

Ömrünü hizmete adayan Mehmet Zahid Kotku Hazretleri, bugün de insanlığın önünü aydınlatmaya devam eden çok sayıda eser verdi. Tasavvufa ekolüne bir çok eser kazandırdı bunların başında hiç şübhesiz Server yayınlarınca yayınlanan “tasavvuf ahlakı” isimli 5 ciltlik eseri yer alıyor.

ustadın diyer eserleri sırasıyla Bunlar;
Tasavvufî Ahlâk (5 cild),
Cennet Yolları,
Mü’minlere Vaazlar (2 cild),
Ehl-i Sünnet Akaidi,
Ana Baba Hakları,
Hadislerle Nasihatlar (2 cild),
Nefsin Terbiyesi,
Tezkiretül-Evliyâ Tercümesi,
Risâle-i Hàlidiyye Tercümesi,
Evrâd-ı Şerif,
Faydalı Dualar ve 32 Farz Mecmuası,
Yemek Adâbı.