Salik’ ler için Yedi Öğüt

Büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Mutasavvıf Ebu Leys es-Semerkandî hazretleri seyri suluk yoluna suluk etmiş salik’lere der ki:

Allah (c.c) korkusunun, yedi alâmeti vardir:

Birinci alâmet dil’de belirir:
Allah (c.c) korkusu taşıyan kul dilini ya¬landan, dedikodudan, koğuculuk’tan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkor. bunlar yerine kul dilini her daim zikirle, Kur’an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgul etmelidir.

İkinci alâmet kalpte belirir:
Allah (c.c) korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder.

Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurur:

«— Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer» (yok eder)
Ey salik Bilesin ki;
Kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve o hastalıklar da ancak ilimle ve iyi Ameller işleyerek tedavi edilebilir.

Üçüncü alâmet göz’de belirir:
Allah (C.C) korkusu taşıyan kul. Haram yiyeceğe, haram içeceğe, haram giyeceğe… (kısacası) haram olan hiç bir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar. Helâl olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar.

Nitekim Peygamber’imiz (S.A.S.) söyle buyurur:

«— Kim gözünü haramla doldurursa Allah (C.C) da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur.»

Dördüncü alâmet karın’da belirir:
Allah (C.C) korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz, çünkü haram lokma yemek ağır günahlardan biridir.

Nitekim Peygamber’imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

«— insanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet Yağdırırlar. O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir.»

Beşinci alâmet eller’de belirir:
Allah (C.C) korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil, Allah (C.C)’in rızasına uygun şeylere doğru uzatır. Nitekim sahabelerden Kâ’b’ul Ahbar’m (R.A.) söyle dediği rivayet edilir:

“Ulu Allah (C.C), her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah (C.C) korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.”

Altıncı alâmet ayaklarda belirir:
Allah (c.c) korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil. Allah’ın (c.c) emrine uygun ve O’nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.

Yedinci alamet Amellerinde belirir:
Allah (c.c) korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah (C.C) rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böylelikle Allah (C.C)’in haklarında söyle buyurduğu kimselerden biri olur:

“Rabbinin katında Ahiret, günahlardan korkanlar içindir”

(43 – Zuhruf Suresi, 35)

Böyleleri için Ulu Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurur:

“Günahlardan sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınarlar (inin basların) dadırlar”

(43 – zariyat suresi, 15)

Başka bir âyette de şöyle buyruluyor:

“Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler”

(52 – Tur Suresi, 17)

Diğer bir ayette de söyle buyrulur:

“Günahlardan sakınanlar emin bir makamdadırlar.”

(44 – Duhan Suresi, 51)

Bu ayetlere bakınca Ulu Allah (C.C)´in neredeyse “bu kimseler, Kıyamet günü cehennemden kurtulurlar” diye buyurduğu görülür.

Müminin havf ve reca yani korku ile ümit arasında bulunması gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah (C.C)´in rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah’a (c.c) tövbe eder.

Nitekim ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:

“Sakin Allah’in (c.c) rahmetinden ümit kesmeyin.” Buyrulmuştur.