“Muhacir kardeşlerimize ensar olalım”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Geliniz, hicreti andığımız bu mübarek cuma vaktinde, zalimlerin zulmünden kaçarak yurdunu, yuvasını terk etmek zorunda kalan muhacir kardeşlerimize ensar olalım.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, hicretin, Asr-ı Saadet’te yaşanmış ve bitmiş bir hadise olmadığını belirterek, “Bugün de nice Müslüman, yurdundan ve yuvasından gözyaşları ile ayrılarak yollara düşmekte, kendisine ensarlık yapacak iyilik timsali insanlara sığınmaktadır.” dedi.

Erbaş, Kütahya Ulu Cami’de “Hicret” konulu cuma hutbesinde, 11 Eylül Salı günü muharrem ayının ilk gününe ulaşılacağını ve hicri 1440 yılının yaşanmaya başlanacağını söyledi.

Hicretin yıl dönümü olan bu başlangıcın, Türk milletine ve İslam alemine hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz eden Erbaş, şöyle konuştu:

“Fahr-i Kainat Efendimizin risaletini kabul etmeyen müşrikler, ona ve müminlere her türlü zulmü, baskı ve işkenceyi reva görmüştü. Artık Mekke’de nefes almalarının imkansız hale geldiği bir anda, yüce Allah müminlere dinlerini özgürce yaşayabilecekleri, ibadetlerini kolayca yerine getirebilecekleri huzurlu bir şehre, Medine’ye göç etme izni verdi. Önce müminlerden bir kısmı yola çıkmış, ardından da Peygamberimiz, sadık dostu Hz. Ebu Bekir ile Medine’ye hicret etti. İslam tarihinin bu şerefli yolculuğu, keyfi bir göçü değil, hakkın ve hakikatin yeryüzüne hakim olması için imkan arayışını simgeler.”

“Hicret, iyiliğe ve hayra doğru adım atmaktır”

Hicretin, Allah’a imanın, sadakat ve teslimiyetin, sabır ve sebatın göstergesi olduğunu vurgulayan Erbaş, “Hicret, Allah’ın rızası, insanlığın huzur ve barışı için sahip olduğu her şeyden vazgeçen fedakar bir muhacirin, kendisine kucak açan cömert bir ensara kavuşmasıdır.” dedi.

Kur’an-ı Kerim’de bu zahmetli ve bereketli yolculuğun kardeş kıldığı muhacir ve ensarın “İslam’ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır” şeklinde müjdelendiğini dile getiren Erbaş, şöyle devam etti:

“Hicret, Asr-ı Saadet’te yaşanmış ve bitmiş bir hadise değildir. Bugün de nice Müslüman, yurdundan ve yuvasından gözyaşları ile ayrılarak yollara düşmekte, kendisine ensarlık yapacak iyilik timsali insanlara sığınmaktadır. Bizlere düşen ise hicretin yıl dönümünde bu gerçeği bir defa daha hatırlayarak zulmün ve adaletsizliğin sona ermesi için gayret göstermektir. Ayrıca hicret, her türlü fenalığı arkasında bırakarak, kötülükten uzaklaşarak iyiliğe ve hayra doğru adım atmaktır. Nitekim sevgili Peygamberimiz, hicretin bu manevi boyutuna şöyle işaret etmektedir, (Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.)”

“Hicretin mayası”

Hicrette asıl olanın, samimiyet ve halis niyet olduğuna işaret eden Erbaş, “Hicretin mayası, Allah’a bağlılık ve Resulullah’a olan muhabbettir. Mümin, arkasında bıraktığı acı günlere rağmen iman ve umutla hayata tutunduğu zaman muhacir olur. Muhacir de harama sırtını dönüp ısrarla helalin izini sürdüğü zaman hicretin manasını keşfeder.” diye konuştu.

Erbaş, yeni bir hicri yıla girerken Müslümanların geçmişin muhasebesini yaparak geleceği tanzim etmeleri gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“İsyandan itaate, günahtan tövbeye, gösterişten tevazuya, ayrılıktan vahdete, düşmanlıktan kardeşliğe, cehaletten ilme, kötülükten iyiliğe hicret etmektir. Geliniz, hicreti andığımız bu mübarek cuma vaktinde, zalimlerin zulmünden kaçarak yurdunu, yuvasını terk etmek zorunda kalan muhacir kardeşlerimize ensar olalım. Hayat yolculuğumuzu kamil bir iman, salih bir amel ve güzel bir ahlakla mamur etmeye bir daha niyet edelim. Yönümüz, yolumuz, hicretimiz daima Allah’a ve Resulü’ne olsun.”