el-Muhâsibî, râbıta-i mevtin etkili olması için iki hususa dikkat çekmektedir:

  1. Ölümün aniden geldiği unutulmamalı. Evet, ölüm genç-yaşlı, hasta-sağlıklı,fakir-zengin, mü’min-kâfir, kış-yaz, gece-gündüz… ayırımı yapmaksızın ve haber vermeden âniden gelir. Öyle ise akıllı olan ondan gafil olamaz.

 

  1. Daha önce ölenlerden ibret alınmalıdır. Kişi kendinden önce vefat eden yakınlarını, dostlarını ve çevresinde yaşayan insanların ölümlerini hatırlamalı ve nasıl bir sonla karşılaştıklarını düşünmelidir. Onların toprak altına nasıl serildiklerini, dünyadaki mevki ve saltanatlarını, hanımlarının nasıl dul, çocuklarının öksüz, meclis ve mescitlerinin nasıl bomboş kaldığını ve izlerinin silindiğini düşünüp karşılaştırmakla ibret almalı ve kendisinin de onlardan birisi olduğunu unutmamalıdır. Onlar öldü, o da ölecektir. İşte o zaman Allah’ın izniyle dünyaya olan bağlılığı azalır, ecelini gözetler, tevbe ile Rabb’ine kavuşmaya hazırlanır.

 

  1. Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i anı’l-münkerle birlikte, her çeşidi ve en geniş mânâsıyla zikrin hayatta ağırlıklı bir şekilde yer alması râbıta-i mevtin etkili olmasının olmazsa olmazlarındadır. Hadîs külliyatının rekâik bahislerinde dile getirilen diğer hususların da öğrenilmesi ve tatbik etmek için gayret gösterilmesi gerektiği de unutulmamalıdır. Bu arada Efendimiz’in (sas) emir buyurduğu kabirlerin ziyaretine, günümüzde hastanelerin ziyareti de eklenerek, râbıta-i mevtten umulan neticeyi elde etmeye daha fazla yardımcı olunabilir.

 

                Netice
Râbıta-i mevt, nefsi dizginleyip insan-ı kâmil olma yolunda mesafe almak için mutlaka müracaat edilmesi gereken hususlardan birisidir. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerde sık sık vurgu yapılan ölüm gerçeğinin insan mâneviyatı üzerinde bıraktığı muazzam tesiri, ruhu olgunlaştırma yönünde kullanmak İslâm’a has bir ayrıcalıktır.

Zîrâ İslâm dışındaki bazı düşüncelerde ölüm;

Yahudilikte: Allah’ın insanoğluna verdiği en büyük ceza,

        Hristiyanlıkta: Bazılarına göre aslî günaha mukabil verilen İlâhî ceza,

        Budizmde: Bazılarına göre dünyada başka bir bedende hayat bulmanın başlangıcı şeklinde yorumlanmakta ve ölümü geciktirmek, ondan korkmak, acısını hafifletmek, unutmak, kendinden uzak görmek vb. gayret ve düşünceler öne çıkmaktadır.

Oysa İslâmî terbiyede ölüm gerçeğiyle bağ kurmak, onu daha çok zikredip düşünmek tavsiye edilmekte, böylece insanı dönüştüren, olgunlaştıran, güzel ahlâk sahibi yapan bir gerçek olarak görülmekte ve değerlendirilmekte; neticede zikir ve tefekkür, evrad-ezkârın diğer kısımlarıyla beraber, âdeta bir insan-i kâmil olma metodu olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir