ALLAH’IN ZATI

 

Ariflerden biri, Zat-ı Ecelli Ala hakkında, kendisinden bilgi isteyenlere şöyle demiştir:
“Eğer Allah’ın zatından sual ediyorsanız şunu iyi bilin ki O, hiçbir şeye benzemez. Eğer Ulûhiyet sıfatlarından
sual ediyorsanız, bu husus İhlâs suresinde anlatılmıştır: “De ki: O, Allah’tır, bir tektir, Allah’tır,
Samed’dir, doğurmamıştır, doğurulmamıştır O. Hiçbir şey de O’nun dengi (ve benzeri) değildir.”
Eğer ismi celili mevladan soruyorsanız O, öyle Allah’tır ki, ondan başka ilah yoktur! Gaybi bilen de O, meydandakini
de. Rahman da O… Rahim de O!
Eğer Allah’ın işlerinden soruyorsanız: “Hergün O, bir iştedir!” mealindeki ayet bu hususu açıklamaya kâfidir.
İmamımız Şafii hazretleri Tevhid hususunda ne denilmiş ise hepsini bir sözde toplamıştır. Şöyle ki:
“Eğer fikrinin yetişebileceği bir şeye kadar tefekkür edip de kalırsa teşbihtir ki, böyle düşünen kişiye müşebbih
denir. (Kalbi) mücerret yokluğa yatışırsa bu takdirde o muattıl olur. Bir varlığa inanıp da o varlığın bütününü anlamaktan
aciz olduğunu itiraf ederse, işte bu takdirde muvahhid olur.”

ALLAH’IN ZATINI TENZİH ETMEK

Efendiler! Cenab-ı Hakk’ı, (noksan sıfatlardan) tenzih etmelidir. Hadis (sonradan yaratılmış) lann sıfatından ve
bütün yaratıkların benzerinden onu tenzih etmek kutsal bilmek gerekir. “İstiva” bahsinde inançlarınızı tertemiz tutmalısınız!
“İsteva alel arşı” (arşın üzerine yerleşmek) ile yorumlamamalıdır.
Çünkü bu türlü “yerleşmekte” hulul manası vardır, oysa Cenab-ı Hak bundan münezzeh ve müberradır. Cenab-ı
Hakka “yukarıdadır, aşağıdadır” da denilemez. Bu gibi sözlerden kaçılmalıdır. Cenab-ı Hakk’ı mekân, el ve göz gibi
organ, inip çıkmak gibi hareket ve davranışlardan tenzih etmek gerekir.
Gerek Kur’an ve gerekse hadislerde geçen müteşabihler hususuna gelince, bu babta yapacağımız tek şey, çok
şerefli selef âlimlerinin beyanlarına uymak ve takip ettikleri yoldan gitmektir. Selamet yolu ancak budur. Selef âlimleri bu
gibi müteşabihler hakkında, “Hepsi Allah tarafından indirilmiştir” deyip iman etmişler, tefsir edip manalarını açıklamışlar,
ilmini Allah ve Resulüne havale etmişlerdir. Vacip tealayı keyif (şekil) ve yaratıkların hal ve davranışlarından tamamen
tenzih edip, Kur’an’ı Kerim’deZat-ı Ecelli Alas’ını nasıl anlatmış ise, öylece okuyup tefsir etmezlerdi. Çünkü müteşabih
olan sıfatları kendi yüce zatından ve Peygamberi Zişan Efendimiz’den başka hiç kimse açıklayamaz. Bu hususta izlenecek
en çıkar yol, müteşabihleri muhkemlere (1) hami etmektir.
Şurası da kesinlikle bilinmeli ve teslim edilmelidir ki, müteşabih ayetlerle muhkem ayetler arasında hiçbir çelişme
bahis konusu olamaz.
İmamı Malik Hazretlerine birisi:
Ayeti celilesinin tefsirini sormuş, İmam Malik: “Her ne kadar “İstivanın” manası malum ise de keyfiyet, Hak Teala
hakkında düşünülemediği için, bizce vazife ancak buna iman etmekten ibarettir. Böyle şeyleri soruşturmak bid’atten
sayılacağı veçhiyle siz ehli bid’atten olsanız gerektir” demiş ve kendisine bu suali soranı huzurundan (kibarca) kovmuştur.
İmam Şafii Hazretleri de böyle bir sual üzerine: “Benzetmeyerek iman ettim, örnek istemeden inandım, idrakta
kusurumu anladım, böyle mevzulara dokunmaktan çekindim” demiştir.
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri de: “Allah Teala yerde midir, gökte midir bilmem, diyen olursa küfretmiş
olur. Çünkü bu sözler Hak Teala’ya mekân isnad etmeyi anlatır. Mekân ve zamandan münezzeh olan Allah hakkında bu
gibi anlatma teşbih sayılır” demişlerdir…
İmam Ahmed Hazretleri de bu konuda sorulan bir sual üzerine: “Kur’an-ı Kerim’de beyan buyurulduğu gibi Hak
Teala’dan “İstiva” sadır olmuştur. Fakat beşerin hatırladığı ve düşündüğü gibi değildir” demiştir.
İmam Ca’fer Essadık (r.a.) de şöyle demiştir: “Her kim Cenab-ı Hakk’ın bir yerde veya bir şeyin üstünde olduğunu
zannederse, bu şirktir. Çünkü bir şeyin üstünde olmak ona yüklenip yaslanmış demektir. Mekânda demek, bir şeyin
içine sığmak demektir.”

1 Muhkem: Anlamın âlimlerin açıkça anlayabileceği ayet ve hadisler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir